ARKAPLAN RENGİNİ SİZ SEÇİN...

dostumvar

OGUTLER

 

Abdülkebir evliya (Rahmetullahi Aleyh)

 

 

Bir günkü sohbetinde, bu zat şöyle bildirir:

(Namaz kılmak, islamın beş şartından biridir.

 

Şartlarına uyarak kılmalı ki onu hep,

Saadete ermeye, namazdır çünkü sebep.

 

Beş vakit namaz kılan, bulur rahat ve huzur.

Ve dinin temelini, sapsağlam kurmuş olur.

 

Cehennemden kurtaran ip namazdır elbette.

Onu kim yakalarsa, kurtulur ahirette.

 

Bir insanın, Rabbine, en yakın olduğu an,

Yine namaz kıldığı zamandır ey müslüman!

 

Namaz kılan bir kimse, konuşur Rabbi ile.

Onun büyüklüğünü hem düşünür kalbiyle.

 

Müslüman, namazını kılar, ama ne için?

Bir emri olduğundan elbette Rabbimizin.

 

Onun her bir emrinde, mutlak bir fayda vardır.

Eğer yasaklamışsa, o da mutlak zarardır.)

 

İşte bu söz konusu zarar ve faideler,

Tıp’ta tesbit edildi bir kısmı birer birer.

 

İslamiyet, sağlığa öyle önem verir ki,

Hiçbir din ve düşünce, veremez onun gibi.

 

Sağlığa faydalıdır namaz ibadeti de.

Kılanlar, faydasına kavuşurlar elbette.

 

Namazda, hareketler yavaştır, kalbi yormaz.

Ve dinç tutar insanı, hiç uyuşukluk olmaz.

 

Bir günde, seksen defa secde eden kişinin,

Beynine, daha fazla kan gider bunun için.

 

İyi beslendiğinden beyin hücreleri de,

Hafıza bozukluğu olmaz bu kimselerde.

 

Hem muntazam olarak eğilip doğrulmaktan,

Gözlerde, kan daha bir seri eder deveran.

 

Göz içi tansiyonu artmaz bu sebeple de.

Katarakt ve kara su olmaz bu kimselerde.

 

Yani namaz kılarken yapılan hareketler,

Sayesinde, vücutta olur çok faideler.

 

Mesela midedeki gıdalar tam karışır.

Sonra, idrar yolları iyice çalkalanır.

 

Mesane, tamamiyle boşaldığı için de,

Böbrek taşı az olur namaz kılan kişide.

 

Beş vakit namazdaki o ritmik hareketler,

Sayesinde, çalışır adale ve eklemler.

 

Böylece kireçlenme, eklem hastalıkları,

Önlenir hem adale ve kas tutulmaları.

 

Vücut sağlığı için, temizlik çok mühimdir.

İşte abdest ve gusül, bunu temin içindir.

 

Hem maddi, hem manevi temizliği sağlayan,

Namazdır ki, temizdir beş vakit namaz kılan.

 

İşbu faydalarına kavuşabilmek için,

Çok da temiz olması lazımdır o kişinin.

 

Bu zat buyuruyor ki: (İbadetler içinde,

En mühimmi namazdır Hak teâlâ indinde.

 

Hele savaş anında onu eda edenler,

Tam iki milyon katı ecir elde ederler.

 

Mescid-i Nebevide kılanlara gelince,

Onbin misli sevaba kavuşurlar bir nice.

 

Mahşer günü, küffara öyle uzun gelir ki,

Tam elli bin senelik bir zamandır o sanki.

 

Lakin müminler için aynı gün, çok kısadır.

Dört rekatlık bir namaz kılmaktan daha azdır.

 

Kıyamette ilk önce, namazdan sual olur.

O kolay geçer ise, kurtulması umulur.

 

Namaz, dinin direği, temelidir islamın.

Ve en bariz farkıdır, kâfirle müslümanın.

 

Hatta namaz, hedeftir, bir maksat ve gayedir.

Diğer ibadetlerse, araçtır, vesiledir.

 

Namazı, cemaatle eda eden kimseler,

Sıratı, şimşek gibi, bir lahzada geçerler.

 

Resulullah, namazda, safları düzeltirdi.

(Bu, namazın bir cüz’ü, bir parçasıdır) derdi.

 

Tadil-i erkan ile kılmalı ki muhakkak,

Terk edenler, azaba olurlar hep müstehak.

 

Peygamber Efendimiz buyurdu ki bir zaman:

(Namaz kılmak üzere kalkarsa bir müslüman,

 

Açılır onun için Cennetteki kapılar.

Rabbiyle arasında olan perdeler kalkar.)

 

Namaz, kırık kalpleri, neşe ile doldurur.

Günahları yok eder, kötülüklerden korur.

 

Namazın, dünyadaki derecesi, esasen,

Ahirette, Allah’ı görmek gibidir zaten.

 

Evliya-yı kiramdan Malik bin Dinar vardı.

Bu zat, her gece kalkar ve hep namaz kılardı.

 

Bir gece, kalkamadı teheccüt namazına.

Rüyada, biri geldi ve sokuldu yanına.

 

Dedi ki: (Kalk ya Malik, uykuda yoktur hayır.

Bilmez misin ki namaz, uykudan hayırlıdır.)

 

Bu veli buyurur ki: (Kim gevşekse namaza,

Diğer ibadetleri aksatır daha fazla.)

 

Bu zat, her sohbetinde namazdan bahsederdi.

(Namaz kılmak, islamın temel taşıdır) derdi.

 

Nerede ve ne şartta bulunsanız da, yine,

Namaz ibadetini, hep getirin yerine.

 

Hatta son nefesinde, bu büyük evliya zat,

En son (Namaz!) diyerek, eyledi Hakka vuslat.

 

Ahmet Mekki Efendi (Rahmetullahi Aleyh)

 

Bu zatın babası da, büyük velilerdendi.

O da, her sohbetinde namazdan bahsederdi.

 

Derdi: (Bir namazımın vakti geçeceğine,

Yüzbin defa ölmeyi tercih ederim yine.)

 

Bir gün bir talebesi, sual etti bu zata:

(Ey efendim, Cennette namaz var mı acaba?)

 

Buyurdu ki: (Ahiret, amel yeri değildir.

Orası, ceza yahut bir mükafat yeridir.

 

Dünyada yaptığımız amellere karşılık,

Cennete girilir ki, orda namaz yok artık.)

 

Talebe bir (Ah!) deyip, çok ağladı o ara.

Dedi: (Yazıklar olsun namaz kılmayanlara.

 

Allahü teâlâya kul olur da bir insan,

Yakışır mı, Rabbinin emrine etsin isyan?)

 

Bir gün, bir hırsız girdi bu zatın hanesine.

Ve lakin bulamadı götürecek bir nesne.

 

Tam çıkacak idi ki, seslendi o veli zat.

Dedi: (Ey genç, abdest al, namaz kıl iki rekat.

 

Sana bir şey veririm, hele bir sabah olsun.

Hem böylece evimden, boş dönmemiş olursun.)

 

Genç çok mahcup olmuştu, (Peki) dedi cevaben.

Abdestini alarak, namaza durdu hemen.

 

Sabahleyin bir zengin, gelerek bu veliye,

Bir kesede yüz altın etti ona hediye.

 

O veli de, onları, o gence verdi hemen.

Buyurdu ki: (Al bunu, vazgeç şu mesleğinden.)

 

Genç hırsız, pişman olup, tövbe etti bihakkın.

Talebesi olmakla, şereflendi bu zatın.

 

İki rekat namazı, Cibril aleyhisselam,

Dörtbin sene zarfında kıldı ve etti tamam.

 

Sonra, kendi kendine düşündü ki: Şu anda,

Var mıdır benim gibi namaz kılan cihanda?

 

O zaman cenab-ı Hak buyurdu: (Ey Cebrail!

Senin böyle düşünmen, elbette doğru değil.

 

Muhammed ümmetinin, türlü kusurlar ile,

Kılacağı bir iki rekatlık namaz bile,

 

Senin şimdi kıldığın dörtbin yıllık namazdan,

İndimde, daha makbul ve hayırlıdır şu an.

 

Çünkü sende, nefis ve şeytan yok aldatacak.

Senin ibadetine, yok bir engel olacak.

 

Lakin o kullarıma, nefis ve şeytan verdim.

Onlar, bu düşmanlarla savaşırlar her daim.

 

Ve bu iki düşmanın engellemelerine,

Rağmen, namazlarını kılarlar her gün yine.

 

Maniler arasında yapılan bir ibadet,

İndimde, daha üstün ve kıymetlidir elbet.)

 

Ancak namaz, ihlasla, şartlarına uyarak,

Kılınırsa, üstün ve kıymetli olur ancak.

 

Seyyid Fehim Arvasi (Rahmetullahi Aleyh)

 

Bu zat buyuruyor ki: Namazı, tam huşuyla,

Kılmalı ki, o zaman erilir kurtuluşa.

 

Nitekim buyurdu ki Kuranda cenab-ı Hak:

(Müminler, kurtuluşa erecektir muhakkak.)

 

Âyetin devamında şöyle buyurmaktadır:

(Onlar, namazlarını huşuyla kılanlardır.)

 

Resul de buyurdu ki: (Şartlarına uyarak,

Bir mümin, huşu ile ve Allahtan korkarak,

 

İki rekat bir namaz kılar ise ihlasla,

Küçük günahlarını affeder Hak teâlâ.)

 

Sordular ki: (Efendim, namazda huşu nedir?)

Buyurdu: (Korku üzre namaz kılmak demektir.)

 

Peygamber Efendimiz namaza durduğunda,

Göğsünün kemikleri gıcırdardı o anda.

 

Hatta bir tencerede su kaynıyormuş gibi,

Fokurtu seslerini duyardı her sahabi.

 

İbrahim Peygamber de, namaz kılsa ne zaman,

Kalbinin hışırtısı duyulurdu uzaktan.

 

Hazret-i Ali dahi, namaza durduğunda,

Vücudu titremeye başlıyordu o anda.

 

Korkudan, yüz rengi de değişirdi aşikâr.

Bu hal devam ederdi namaz bitene kadar.

 

Süfyan-ı Sevri dahi demiştir ki: (Bir namaz,

Huşuyla kılınmazsa, indallah makbul olmaz.)

 

Tadil-i erkan ile kılmalı ki elbette,

O namaz, sahibini kurtarsın ahirette.

 

Şartlarına uyarak kılınmazsa o eğer,

Hak teâlâ indinde, bulamaz kıymet, değer.

 

Nitekim Resulullah şöyle buyurmaktadır:

(Hırsızların büyüğü, namazından çalandır.)

 

Eshap sual etti ki o Servere o zaman:

(Nasıl çalabilir ki bir kimse namazından?)

 

Buyurdu ki: (Rüku ve secdesini, kim şayet,

Tam yapmazsa, hırsızlık etmiş olur o elbet.)

 

Ve buyurdu: (Kim eğer, rüku ve secdelerde,

Belini yerleştirip, durmazsa bu yerlerde,

 

Kıldığı o namazı, noksan olur muhakkak.

Onun o namazını beğenmez cenab-ı Hak.)

 

Bir gün, yine o Server, gördü ki birisini,

Tam yapmıyor, namazın rüku ve secdesini.

 

Buyurdu: (Sen namazı, böyle kılarsan eğer,

Ölürsen, sana benim ümmetimden demezler.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Rükudan kalktığınız,

Zaman dik durmadıkça, tam olmaz namazınız.)

 

Yine buyurdular ki: (Secdeler arasında,

Tam dik oturmadıkça, tam olmaz o namaz da.)

 

Tadil-i erkandır ki işbu emredilenler,

Vacip, hatta farz dedi buna bazı âlimler.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Siten:
Mesajınız:
dostumvar anasayfa => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=