ARKAPLAN RENGİNİ SİZ SEÇİN...

dostumvar

KiTAP TANITIMLARI

gencin yol rehberi

yazar : A.BAŞAK SEZGİN
yayın evi: MUŞTU YAYINLARI


İman, ibadet ve güzel ahlâka dair bir bilgi pınarı olan bu eserde; Yüce Allah’ın, O’nun Sevgili Resûlü’nün ve Allah dostlarının dilinden gül demetleri sunulduğunu görecek, gence arkadaş sayfalar bulacaksınız.

Allah sevgisini, hak din üzere yaşamayı ve güzel ahlâkı; insanlığın yanılmaz ve yanıltmaz rehberleri olan Peygamberlerin, Nebiler Sultanı Efendimiz ve O’nun gökteki yıldızlar misali sahabîlerinin hayatlarından okuyacaksınız.

Alçak gönüllülük, cömertlik, tevekkül, adalet, büyüklere saygı, iyi arkadaş seçme, iyi arkadaş olma, hoşgörü, fedakârlık, sabır, ihlâs, doğruluk, sözünde durma, merhamet gibi güzel hasletlerin yaşanmış misallerle anlatıldığına şahit olacaksınız.


 

alişan kapaklıkaya

yazar: ALİŞAN KAPAKLIKAYA
yayınevi: HAYAT YAYINCILIK



Merhaba Bahçıvanım, Seninle ne zaman konuşsam, aklıma beni ilk bulduğun günler gelir. Okumaktan ve okuyanlardan nefret eden zavallı bir serseriydim. Anne-babamla sürekli kavga eder, ders çalışan öğrencilerden nefret eder, bana zayıf veren öğretmenlere kızardım. Mutsuzdum, yalnızdım, kimsesizdim. Ucunda hiçbir ışık görünmeyen kapkaranlık bir tünelde dolanıp duruyordum. 

Tek hedefim Türkiye’nin en güçlü kanun dışı adamı olmaktı.Bir gün sen çıktın karşıma. 'Güzel bir çiçek olarak açmak için kendine uygun toprağı arayan kaliteli bir tomurcuk gibisin.' dedin. Şaşırmıştım. Beni alıp yüreğine diktin, sevgi suyuyla suladın, güneş gibi ısıttın, samimiyet toprağında büyüttün. Elimi sımsıkı tutup bir makasçının, hızla uçuruma giden bir treni devirmeden kurtuluş istasyonuna çevirmesi gibi yönümü değiştirdin.Şimdi Eğitim Fakültesi üçüncü sınıftayım. Hedefim dünyanın en muhteşem öğretmeni, en güzel çiçekler yetiştiren bahçıvanı olmak. Karanlık tünellerin ucundaki ışık gibi parlıyorum.Annemin sana çok selamı var. Geçen akşam odasında ağlayarak sana dua ediyordu...Yüreğine sağlık Sevgili Bahçıvanım

 


SABAH NAMAZINA NASIL KALKILIR

yazar: CEMİL TOKPINAR
yayınevi: NESİL YAYINCILIK


Beş vakit namazını düzenli kılsa bile pek çok mümin, gece uykusundan uyanamama veya sabah havanın soğuk olması gibi bahanelerle sabah namazını kazaya bırakıyor.

Kur'an'ı Kerim'de en çok emredilen (70 kez) ibadet olan namaz, imandan sonra gelen en önemli ameldir. Miraç Gecesi Cenab-ı Hak tarafından Peygamber Efendimiz'e perdesiz ve doğrudan emredilen namaz, Rabb'imizin bize ihsan ettiği sonsuz nimetlere karşı en güzel şükür ve mü'minlerin ilk hesaba çekileceği meseledir. Bu kadar değerli ve önemli olduğu halde kıymeti bilinmediği için çeşitli bahanelerle terk edilen namazların içinde, Peygamberimiz'in "Dünya ve içindekilerden hayırlıdır." dediği sabah namazı ise en çok kazaya kalan namazdır. Beş vakit namazını düzenli kılsa bile pek çok mümin, gece uykusundan uyanamama veya sabahın erken saatlerinde havanın soğuk olması gibi çeşitli bahanelerle sabah namazlarını kazaya bırakabiliyor. Oysa sabah namazı günün ilk imtihanı, ilk ibadetidir. Sabah namazını kılarak güne Allah'ın garantisinde başlayan bir mümin, ertesi güne kadar karşılaşacağı mücadele ve tehlikelerde büyük bir güven ve güç sahibi olur. Hiç namaz kılmayanların kendilerine göre bahaneleri olduğu gibi, namaz kıldığı halde sabah namazlarını arada bir kaçıranlar da çeşitli bahaneler bulurlar. İlahiyatçı yazar Cemil Tokpınar "Sabah Namazına Nasıl Kalkılır?" adlı kitabında, bütün bu bahanelere çözümler sunuyor ve namaza kalkabilmenin yöntemlerini anlatıyor. Tokpınar, bütün namazları vaktinde kılma esasına dayanan bu hal çarelerini tavsiye ederken, her durumda namazın nasıl kılınabileceğini kendi tecrübelerinden de örnekler vererek ortaya koyuyor.


ALİŞAN KAPAKLIKAYA

yazar: ALİŞAN KAPAKLIKAYA
yayınevi: AKİS YAYINCILIK


Sevgi bahçesinde türlü türlü çiçekler olur; güller, laleler, karanfiller...
Bahçıvan onlara itina ile bakar. Onlar için her türlü zararlı bitkiyi o bahçeden uzaklaştırır.
Öğretmenler, öğrenciler için her türlü fedakarlığı göze alabilen, onları en iyi şekilde yetiştirmeye çalışan ve her türlü kötülükte korumayı amaç edinmiş kişidir.
Onun mutululuğu yetiştirdiği çiçeklerin iltifat görmesindedir.


 

yazar : REŞİT HAYLAMAZ
yayınevi : IŞIK YAYINLARI
Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir güneş gibi insanlık semasında doğmuş, bütün dünyaya ışıklarını saçmış ve kıyamete kadar da saçmaya devam edecektir. O, çok kısa denebilecek bir zaman dilimi içinde bütün çağları aydınlatacak ve insanların problemlerine çareler sunacak bir hayat yaşamıştır. Hazreti Muhammed’in (aleyhissalatu vesselâm) bütünüyle beşerin hayatına lâzım gelen şeylerle zuhuru öylesine harikuladedir ki, insanlık tarihinde eşini göstermeye imkân yoktur.

Kâinatın Efendisi, reformcu değildir. O, Hazreti Adem’le başlayan Allah’ın yegane dini İslam’ın üzerine konan tozu toprağı silmiş, bundan on dört asır evvel onu kendine has saflığıyla yeniden ortaya çıkarmış ve beşere takdim etmiştir. Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm) reformcular gibi hayatın sadece bir yönüne ait meseleleri ıslah etme, deforme olmuş şeyleri reform yapma meselesiyle meşgul olmamıştır. O, bir insanın yatıp kalkmasından uyumasına, hangi tarafı üzerine yatacağına, nasıl yiyeceğine, ibadetlerini nasıl yapacağına, inandıklarına nasıl inanması gerektiğine, ahlâka, hasılı hayatın her yönüne dair düzenlemeler getirmiştir.

Günümüzde hayatların en üstünü ve en nurlusu Efendimiz’in hayat-ı seniyyelerinin, bugünün insanının tam yararlanabileceği şekilde felsefesi yapılarak takdim edildiği eser sayısı maalesef bir elin parmaklarını geçmiyor. Halbuki bu tarz eserlere çok ciddi ihtiyacımız var. Geçtiğimiz günlerde, kendisini “Güller ve Dikenler”, “Saadet Asrının Yıldızları” ve “En Öndekiler” gibi kitaplardan tanıdığımız Dr. Reşit Haylamaz, böylesi bir esere imza attı. Gerçi kendisi tevazu göstererek eser için “Siyer felsefesi demek iddialı olur. Takdiri okura bırakalım.” diyor. Ama kitabı okuduğunuzda yazarın tevazu yaptığını siz de göreceksiniz.

“Gönül Tahtımızın Eşsiz Sultanı Efendimiz” kitabıyla alakalı kendisiyle görüştüğümüz Reşit Haylamaz’a, “Efendimiz’in hayatıyla alakalı pek çok kitap yazıldı, yazılmaya da devam ediyor. Siz neden böyle bir kitap yazmaya ihtiyaç hissettiniz?” diye sorduğumuzda cevabı şöyle oluyor: “Bugün karşımıza çıkan her bir hadise bize, O’nun müstesna hayatını yeniden okuma, attığı adımları günün ihtiyaçlarına göre yeniden yorumlama, söz ve davranışlarındaki ayrıntıları nazara alarak hayatımıza yeniden yön verme ve insanların elinden tutarken kullandığı argümanları iyi okuyup, hayatımızı O’nun arzu ve isteklerine göre yeniden şekillendirme lüzumunu hissettiriyor.” Hakikaten de öyle. Çünkü her asır kendisine göre değişik problemler getiriyor. Bizler mümin olarak bu problemleri aşmak zorundayız. Haylamaz’ın ifadesiyle kıyamete kadar gelecek olan bütün problemlerin çözümünü Efendimiz’in hayatında bulmak mümkün. Değişen şartlar, bizi, Efendimiz’in hayatını tetkik etmek zorunda bırakmalı. O yüzden günümüzün ihtiyaçları gözetilerek asrın idrakine hitap eden bir siyer her dönemde ciddi ihtiyaç.

Saadet Asrı’nı gönüllerimizin bam teline dokunan bir üslupla kaleme alan Haylamaz Hoca, bir peygamber âşığı. Görüşmemizde Efendimiz’i anlatırken yer yer hisleniyor, sesi titriyor, sizi alıp adeta o kutlu zaman dilimine götürüyor. Nitekim kitabı okurken de bu hissi yoğun bir şekilde yaşıyorsunuz. Eser, siyer geleneğinden kopmadan, satır aralarında kalmış ve geleceğe yön veren ayrıntıları bugüne taşıyor. Allah Resulü’nün örnek hayatını anlatırken insanı çağlar ötesine götürüyor ve o dünyayı yaşadığımız asırla bütünleştiriyor.

“Satır aralarında kalmış” ifadesini özellikle kullandım. Çünkü çoğu siyer kitaplarında sadece bir cümleyle geçiştirilen hakikatler bu eserde detaylandırılmış. İyi ki de böyle yapılmış. Çünkü kitapta detay gibi görünen bu hakikatleri okuduğunuzda aslında orada günümüze bakan pek çok işaretler olduğunu görüyorsunuz.

Reşit Haylamaz, bu meseleyi kitabın önemli özelliklerinden birisi olduğunu söylüyor ve Bedir Savaşı’nı örnek veriyor. Bedir gibi önemli bir dönüm noktasına gitmek için Efendimiz’in Medine’den ayrılıp yeniden buraya dönüşü arasında geçen on günlük bir zaman dilimi olduğunu söyleyen Haylamaz, Bedir Savaşı’nın, bu on günlük zaman dilimi içinde sadece beş-altı saatlik bir zamanı kapladığını söyleyerek şu hususa dikkat çekiyor: “Şüphe yok ki Allah Resulü, geride kalan zamanını da ashabıyla birlikte ve onların arasında yaşamıştı. Her anı bir model bu altından kıymetli zaman dilimlerinin, beş altı saatlik bir sürece kurban gitmemesi elbette çok önemliydi. İşte biz, kitabımızda geride kalan dokuz buçuk günde yaşanılanlar gün yüzüne çıkarmaya çalıştık. Detay gibi gözüken ancak bizim için önemli ayrıntıların nazara verilmesini hedefleyerek meseleye bütüncül bir yaklaşımla bakmaya çalıştık.”

Eseri benzerlerinden ayıran en belirgin özelliklerden birisi de her an ayrı bir vahiyle olaylara yön veren ilahi hitabın toplumu nasıl dönüştürdüğüne dair örneklere sıklıkla yer vermesi. Tefsir ilminde esbab-ı nüzuli’l-Kur’an olarak bilinen kültürün mümkün mertebe siyere yedirilerek anlatılmaya çalışılması, esere ayrı bir güzellik kazandırmış. Sahabe cemaatini yetiştirmede Kur’an’ın rolünü net bir şekilde ortaya çıkaran bu üslubun yanında bir de Allah Rasulü’nün talim ve terbiyesine yer veriliyor olması, eseri benzerlerinden ayırıyor. Ayrıca kitapta, Efendimiz’e ait beyanların öncesi ve sonrasında yaşanan gelişmelere nazara verilerek Kur’an’ın yetiştiriciliği yanında sahabe cemaatini dönüştürmede Efendimiz’in rolüne özellikle dikkat çekilmiş.

Eserinde, Efendimiz’i kendi beyanlarıyla tavsif edip anlatma yerine, yaşayıp ortaya koyduklarıyla birlikte O’nu nazara vermeyi hedeflediğini söyleyen Haylamaz, “Bize göre bir siyerden ziyade, O’nun ve ashabının hal, tavır, beyan ve tensipleriyle bir tarih şuuru verilmek, tek başına yaşanılan bir hayat değil de her bir sahabi ile irtibatlandırılarak birer mucize olarak inşa edilen, herkese model olabilecek bir hayat tarzı verilmek isteniyor.” diyor.

Aynı zamanda bu eserin, tebliğe karşı çıkan veya yanında yer alanların ruh hallerini anlamaya matuf bir gayret ve o dönem insanlarının psikolojilerini de yansıtmayı amaçlayan bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz. Eseri okuduğunuzda mümin, müşrik ve münafıkların çok nefis bir şekilde portrelerinin çizildiğini görüyorsunuz.

Dil açısından sade, üslup yönüyle akıcı ve olayları veriş biçimiyle de gerçekçi bir anlatımla kaleme alınan duygu yüklü bu eserin, yakında ikinci cildinin de çıkacağının müjdesini verelim. Kitabı okuduğunuzda eminim siz de ikinci cildinin bir an önce çıkması için dua edeceksiniz.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Siten:
Mesajınız:
dostumvar anasayfa => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=