ARKAPLAN RENGİNİ SİZ SEÇİN...

dostumvar

SABIRLI OLUN

 

“Her şey çiğ et gibidir, biraz sabır ister ki kebap olsun.”

Cenap  Şahabeddin

Birkaç denemeden başarısız sonuçlar alabiliriz. Okulda bir iki dersimizden zayıf notlar da almış olabiliriz. Bunlar bizi yıldırmamalı. Hemen olumlu sonuç beklemek yanlış, biz üzerimize düşeni yapmalıyız. Sonuç sonradan gelecektir. Biz bilelim ki çalışanlar başarıya ulaşır. Bunun için biz ne yapmamız gerekiyorsa onu en iyi şekilde yapmaya çalışalım ve sabırlı olalım. Göreceksiniz ki başarı bir yerlerde karşınıza çıkacak.

Şunu bilmeliyiz ki çalışmalardan hemen sonuç alma beklentisi kişide ders çalışma isteğini de ortadan kaldırır. Çünkü beklenen başarı hemen ortaya çıkmamaktadır. Öğrenci de “Demek ki olmuyor!” der ve çalışmayı bırakabilir... Başarıya hemen ulaşma beklentisi kişiye çok zarar verir yani. Başarı gelmeyince, ki hiçbir başarı hemen gelmez, yapılan çalışmalar yavaşlatılmaktadır. Tabii başarı öyle hemen kısa sürede gelmeyince çalışmalarından hemen sonuç alma beklentisinde olan kişi bıkkınlık yaşar, yılgınlık gösterir ve işleri ağırdan almaya başlar. Bir Rus atasözü şöyledir: “Acele hareket yalnız sinek avlamaya yarar.” Philip Guedalla: “Çabuk sonuç bulanlar sonuçları nadiren bulurlar.” diyor. Bu sorunun çözümü için yapılacak ilk iş, çalışmalar sonucunda ulaşılacak idealleri hatırlamak ve ders çalışmayı arzu edecek hâle gelmektir. İstenmeyen bir işi yapmak çok zordur. Öyleyse yapacağımız işi önce sevmeli sonra da istemeliyiz. Daha sonra da hemen uygulamalıyız. Bunu yaparken de belirlenen sürenin sonuna kadar sabretmeliyiz. Yapmamız gerekenleri yapmalı ve beklemeliyiz...

Çünkü sabır her başarının ilk şartıdır. Çalışmaların sonucunu hemen beklemek yanlıştır. Her şeyin bir zamanı vardır. O zamana dek sabır gerekir. Benjamin Disraeli: “Beklemeyi bilen insan her şeyi elde edebilir.” diyor. Bu konu bizim güzel bir atasözümüz vardır: “Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.” Bu atasözü sabır gösterip de sonunda başarıya ulaşan kişiler için söylenir.

İstanbul 700 yılda fethedildi. Evet, Fatih Sultan Mehmet 21 yaşında çok genç bir komutan iken İstanbul’u fethetmiştir. Ancak Fatih bu sonuca ulaşmadan önce uzun bir hazırlık dönemi geçirmiştir. Yıllarca süren ve dünya kalitesinde hatta üstünde olan bir eğitim almış, birkaç dil öğrenmiş, daha önce yazılmış Yunan klasiklerinin bir çoğunu okumuş, devrinin en iyi hocalarından ders almış, kendinden önceki büyük komutanların deneyimlerini okumuş, gözlemlemiş sonuçta da bir çağı kapatıp yeni bir çağ açmış. Kaldı ki 8.yüzyılda İslâm Peygamberinin İstanbul’un fethedileceğini söylemesi, onu fetheden orduyu ve komutanı övmesi İslâm dünyasında tam yedi asır süren bir rüyayı ateşlemiş; bu rüyayı gerçekleştirmek Fatih’e nasip olmuştur.

Gerekli hazırlıkları yılmadan, bıkmadan, azimle, eksiksiz olarak yapmalısınız. Bunları yaparken de sabretmelisiniz ki sonuca ulaşabilesiniz.

Bazı öğrencilerse ders çalışmaya aşkla şevkle başlarlar; ancak kısa bir süre sonra bu aşk ve şevkleri biter. Plânlarını dolayısıyla da ders çalışmayı aksatmaya başlarlar. Bunun en önemli nedeni sabırsızlıktır. Sabırsızlığa motivasyon eksikliği, hemen sonuç alma beklentisi, hedefin uzak olması veya unutulması neden olabilir. Kişi bu sorunu aşmak için hedefini düşünmeli, itici güç olarak kullanmalıdır. Yine de en önemli iş, hedefi sürekli olarak hatırda tutup hemen sonuç alma beklentisine girmemektir. Bunu yaparken, yapılan en küçük çalışmanın bile boşa

 gitmeyeceği, her çalışmanın kişiyi hayalleri süsleyen hedefe biraz daha ayaklaştıracağı unutulmamalıdır.

Çünkü başarının şifresi istikrardır. İstikrarlı bir çalışmayla hedeflere ulaşılır. Suyun mermeri delmesi gücünden değil sürekliliğindendir. Kişi bir amaca ulaşmak istiyorsa önce ulaşmayı düşündüğü amaca kilitlenmeli, sonra da o amaca ulaşmak için sonuna kadar mücadele etmelidir.

İnsan bir işe başladı mı hemen sonuç almayı beklememelidir. Bazı hedeflere ulaşmak zaman ister. Gereken süreç kararlılıkla çalışarak değerlendirilirse sonuçta başarı gelecektir. Bu yapılırken de yaşanılan zorluklar kişiyi hedefinden yıldırmamalıdır.

Yapılan bir çalışmayla sonuç alınamayabilir; ama o çalışma sonucun alınmasında etkilidir ve önemli bir paya sahiptir. Kişinin yaptığı çalışmaların hiçbiri boşa gitmez. Bunu merdiven örneğiyle söyleyecek olursak: Diyelim ki ulaşılacak hedef onuncu basamakta. Siz de dokuz basamak çıkmışsınız. Ancak daha hedefe ulaşamamışsınızdır. Şimdi böyle bir durumdayken, çıktığınız o dokuz basamağın hedefe ulaşmada hiç etkisi ve faydası olmadığını söyleyebilir misiniz? Bir adım daha çıkarsanız daha önce çıktığınız dokuz basamaktan dolayı hedBaşarıya ulaşmak istiyorsanız zorluklardan kaçmamalı, istikrarlı bir şekilde çalışmalarınıza devam etmelisiniz. Çünkü mermeri delen suyun sürekli olarak onun üstüne düşmesidir. Başarıya ulaşmak isteyenler, şifre: İstikrar...

Eğer kişi çalışmaya başladığında hâlâ sıkılıyor, plânı uygulamaktan çok çabuk vazgeçiyorsa sabır gücünü doğru kullanamıyor demektir. Çünkü kişideki sabır gücü, kişinin önüne çıkacak tüm engelleri aşabilecek yeterliliktedir.

İnsandaki sabır gücü, karşısına çıkan bütün zorlukları aşmaya yeterlidir. Önemli olan bu gücün dağıtılmadan, verimli bir şekilde kullanılmasıdır.

Geçmiş günlerdeki çalışmaların sıkıntılarını, yaşanan zorlukları, çekilen çileleri düşünmek kişinin karşısındaki engelleri aşabilmesi için gerekli olan sabır gücünü zayıflatır. Hele hele daha yaşanmamış günlerde karşısına çıkabilecek sorunları, dertleri, çileleri, zorlukları bugünden düşünmek, kişinin zorluklara dayanma gücünü yani sabır kuvvetini daha da bir sarsar.

Kişinin, “Ben ne zorluklar yaşadım, ne çileler çektim, ne sıkıntılı günlerdi onlar...” şeklindeki bir yaklaşımı, kişide bulunan sabır kuvvetinin bir kısmının hiç gereksiz yere yaşanmış günlere yani geçmişe gönderilmesine neden olur. Bu, karşısında düşman olmadığı hâlde merkezdeki ordunun bir kısmını sola gönderen komutanın durumuna benzer. Ayrıca, yaşanmadığı hâlde “Bu sıkıntılar böyle daha ne kadar sürecek, benim çilem bitmeyecek mi?” şeklindeki bir yaklaşım ise yine gereksiz yere daha yaşanmamış zorlukları bugüne getirmeye sebep olacağından kişideki sabır kuvvetini azaltır. Bu durum da kişinin zorluklara dayanma gücü olup yaşanan an için gerekli ve de yeterli olan sabır kuvvetini iyice zayıflatır. Böyle davranan kişi, karşısındaki güç çok zayıf olmasına rağmen merkezdeki önemli bir gücü sağa sevk eden komutana benzer.

Kişi sabır kuvvetinin bir kısmını geçmişe, bir kısmını da geleceğe gönderince şu an için gerekli olan kuvvet oldukça zayıflamış olur. Merkezi zayıflatan komutanın ülkesinin işgal edilmesi gibi, sabır kuvvetini böyle gereksiz şekilde dağıtan kişi, zorluklar karşısında yenilir ve hayatta başarısız olur.

Oysa kişi, “Geçmiş zaten yaşanmış, bitmiş; geçmişte yaşanılan zorlukları düşünmenin ne faydası var? Gelecek ise daha gelmemiş. Gelmemiş geleceğin sıkıntılarını şimdi yaşamanın ne yararı var? En iyisi bütün sabır kuvvetimi şu an karşılaşacağım zorlukları aşmak için kullanayım...” demelidir. Böyle davranarak merkezi güçlü tutanlar, hayatlarında hep başarılı olurlar.

İnsanın sabır kuvvetiyle aşamayacağı zorluk yoktur. Yeter ki sabır gücünüzü yerinde ve tam olarak kullanabilin.

efe ulaşırsınız.

 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Siten:
Mesajınız:
dostumvar anasayfa => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=