ARKAPLAN RENGİNİ SİZ SEÇİN...

dostumvar

Her doğru her yerde söylenmeli mi?

 

Her doğru her yerde söylenmeli mi?


Okuyucum dışarıdan seyrettiği bir tartışmada, bir tarafın hiddet ve şiddetine bakınca bana bir zarar verebilirler diyerek kanaatini söylemekten çekinmiş, sonra da yanlış mı yaptım acaba, muhtemel zararı göze alarak bildiğim doğruyu söylemeli miydim, diye tereddüde düşüp bize sormuş.

- Gelmesi muhtemel zararları göze alarak bildiğim doğruyu mutlaka söylemeli miydim, demiş.

Bu konuda bir hadis bize şöyle bir ölçü veriyor:

- Ya hayır söyle, ya da sükût eyle! Yani söyleyeceğin doğru hayra vesile olacaksa durma hemen doğruyu söyle. Şayet hayra sebep olmayacak da zarar görmene vesile teşkil edecekse sükût eyle, bir şerre ve zarara sebep olma.

Konuya baştan böyle bakmak, böyle düşünmek de mümkündür.

Doğruyu söylemede ısrar konusunda şöyle bir misal de nakledilir irşat kitaplarında.

Adamın biri: "Nerede olursa olsun ben gördüğüm doğruyu mutlaka söylerim, asla geri kalmam." diye iddiada bulunuyormuş. Kendisini ikaz etmişler:

- Her doğru her yerde söylenmez. Tepkiye sebep olacak doğru bazen eğri sonuçlara sebep olur, demişler. Ama dinlemiyormuş: "Ben sözümü dudaktan, gözümü de budaktan esirgemem, doğruyu gördüm mü hemen yapıştırırım." diye diretiyormuş.

Bir gün bir adamın şahide ihtiyacı olmuş, hep doğruyu söylerim diyen adamı mahkemeye götürüp kadı efendinin karşısına dikmiş. Bizim doğrucu bakmış ki, kadı efendinin bir gözünde sargı var, gözünün biri görmüyor tek gözle bakıyor kendisine;

- Selamün Aleyküm kör kadı, deyip oturmuş. Kadı da kızıp, 'Atın şu münasebetsiz herifi içeriye!' diyerek hapsi boylatmış. Hapishanede çevresini saran mahkûmlar ısrar etmişler,

- 'Hangi suçtan dolayı hapse atıldın?' diye. O da omuzlarını silkerek cevap veriyormuş:

- 'Ben suç falan işlemedim, sadece doğruyu söyledim, Selamün Aleyküm kör kadı, dedim, o da beni hapse attı.' Mahkumlar gülüşmüşler:

"Efendi, demişler, her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir. İşte böyle münasip olmayan yerde söyleyeceğin bir doğru, münasip olan yerlerde söyleyeceğin birçok doğrulara da mani olur, şahitlik bile yapamaz hale gelirsin! Keşke o gereksiz doğruyu söylemesen de şahitliğini yapsan, bir haksızlığı önleseydin." temennisinde bulunmuşlar.

Bundan dolayı, "her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir!" diyen âlimlerimiz olmuştur.

İmam-ı Birgivi Tarikat Tekmile'sinde:

- Sana zarar verecek kişiyle karşılaşırsan zararından korunacak şekilde muhatap olman haram değil, belki müstehaptır, diyerek 'İnsanları idare ile emir olundum' hadisini hatırlatıyor.

Hafız-ı Şirazi'nin meşhur sözünü de burada nakleden Birgivi şöyle diyor:

- Akıllı insan dostlarına ikram edip, düşmanlarını da idare edendir!

Şu olayı da misal olarak zikretmektedir.

- Efendimiz'in (sas) kapısına gelen bir kişi içeriye girmek için izin istemişti de, gelenin kim olduğunu sorunca, falan aşiretin adamıdır, denmiş: - O şerli kimsedir buyursun gelsin! diyerek, güler yüzle karşılamıştı. Çıkıp gittikten sonra sormuşlardı:

- Hem aşiretin şerli adamıdır buyurdunuz, hem de güler yüzle muhatap oldunuz? Buyurmuştu ki:

- İnsanların şerlisi, şerrinden korunmak için idare edilmelidir!

Demek ki, size zarar vereceğini düşündüğünüz kimselerle iyi münasebet içinde muhatap olup düşmanlık meydana getirecek sözlerden kaçınmakta isabet vardır. Bu ikiyüzlülük de değildir. İlle de iyi münasebeti yok edecek sözler söyleyerek arayı açmak gerekmez.

İmam-ı Birgivi Hazretleri burada, "Acı da olsa hakkı söyle" hadisini izah ederken diyor ki:

- Şayet sana ve başkasına bir zarar gelmeyecekse hakkı söyle! Ama şiddetli bir zarar gelecekse susup idare etmek günah değil, belki bazı yerlerde müstehap bile olabilir.

Birgivi Hazretleri, gelecek zararı anlatırken de misal vermekte ve görevinden seni uzaklaştırmak yahut da bulunduğun beldeden istemediğin bir beldeye sürmek gibi zararlara sebep olacak doğrulardan kaçınmak da caizdir, demektedir.

Ama bir zarar gelmeyecekse, sen sadece herkes beni sevsin, diye doğruyu söylemekten çekiniyorsan bu idare değil, müdahanedir. Günahtan başka bir şey değildir. Zaten bir insanı herkesin sevmesi de hayra alamet değildir. Çünkü insanın mutlaka çekemeyenleri, beğenmeyenleri, takdir etmeyenleri olacaktır.

Bir adamı bütün insanlar methediyor, kimse aleyhinde olmuyorsa bilin ki o insan bir müdahanecidir, gelen ağam giden paşam zihniyetinde biri olmalı ki, herkese kırmızı boncuk dağıtıp kendinden memnun etmeye yönelmiş. İnanmış insan böylesine bir müdahaneciliğe giremez. Büyük zarar gelmedikçe hakkı söylemekten geri durmaz.

Sözün özü: Ya hayır söyle, yahut da sükut eyle!


AHMED ŞAHİN






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Siten:
Mesajınız:
dostumvar anasayfa => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=