ARKAPLAN RENGİNİ SİZ SEÇİN...

dostumvar

İYİ BİR ORTAMDA DERS ÇALIŞIN

  

Wikingleri meydana getiren kuzey rüzgârlarıdır.”

İskandinav Atasözü

Şu bilinmelidir ki dağınıklığın olduğu yerde başarı için gereken “verimli çalışma” yapılamaz. Yukarıda betimlenen durumları aynıyla veya benzeriyle yaşayan kişiler, bu durumdan en kısa süre içinde kurtulmalıdırlar. Çünkü “verimli bir çalışma”nın gerçekleştirilebilmesi için gereken en temel koşullardan biri de uygun bir “çalışma ortamı”dır.

Peki, sizler ne yapmalısınız? Verimli bir çalışma gerçekleştirebilmek için çalışma ortamı adına size düşen nedir?

Hedefinizi belirlediniz. Plânınızı da yaptınız. Sıra plânı uygulamaya geldi. Nerede uygulamalısınız bu plânı? Diğer bir ifadeyle plânı uygulayıp verimli bir çalışma gerçekleştireceğiniz çalışma ortamı nasıl olmalıdır?

Mümkünse ders çalışabilmek için kendinize ait bir odanız olmalı. Mümkünse bu oda ayak altında olmamalı. Hele misafirleriniz çok geliyorsa bu misafirlerin çok uğradığı oda olmamalı; hatta misafirlerin geldiği odanın yakınında bile olmamalı. Küçük kardeşiniz varsa ve okula gitmiyorsa, mümkünse en azından sınavlara kadar kardeşiniz çalışma odanızdan farklı bir odada kalmalı, orada oynamalı.

Çalışma odanızda mümkünse bir masa olmalı. Eğer masanız varsa, bu masa cam kenarında olmamalıdır. Cam kenarında olan masalarda ders çalışan öğrenciler, isteyerek veya istemeyerek dışarıya bakabilmekte; bu da ders çalışırken zorla kazandıkları konsantrasyonu yani dikkati bir noktaya yoğunlaştırma yeteneğini zaafa uğratmakta hatta yok etmektedir. Bu nedenle her gün geçtiğiniz sokaktaki değişiklikleri izlemek, gözlemek yerine bütün dikkatiniz derse verebilmeniz için ders çalışma masanızı cama uzak bir yere yerleştirmelisiniz. Masa yoksa aynı işi bir sehpa da görebilir.

Eğer masa varsa masaya uygun ne yumuşak ne de sert bir sandalye olmalı. Yumuşak olursa uykunuz gelir, sert olursa oturmaktan çabuk yorulabilirsiniz. Eğer sehpada çalışıyorsanız annenizin size verebileceği bir kırlent veya minder oturmanız için gereken malzemeyi sağlamış olacaktır.

Odanızda okul ve gidiyorsanız dershane dokümanlarınız eksiksiz olmalıdır. Kitaplar, defterler, kalemler, silgiler, boşğıtlar, haritalar, atlaslar, sözlükler vs. Yani ders çalışırken ihtiyaç duyabileceğiniz her türlü araç gereç elinizin altında olmalı. Çalışırken kullanacağınız her türlü materyal elinizin altında olmazsa bunlara ihtiyaç duyduğunuzda bu materyalleri aramak için odadan çıkmak zorunda kalırsınız. Bu durum da dikkatinizin ve ders çalışma isteğinizin yok olmasına neden olabilir.

Odanızdaki bütün eşyalar düzenli olmalı. Kimse düzensiz ortamda çalışmak istemez. Düzensiz kişiler bile... Bütün eşyalar odanızda olduğu hâlde, sırf dağınıklıktan dolayı siz ikide bir kitap arayacaksanız; sözlüğünüzü bulamayacaksanız; bu da dikkatinizi ve ders çalışma isteğinizi yok edebilir. Bu yüzden odanızı hep bulmak istediğiniz gibi bırakın. Bu size zor gelecek biliyorum; ama şunu unutmayın ki hiçbir başarıya çiçekli yollardan gidilmez... Her başarı bir fedakârlık gerektirir. Sizin fedakârlığınız da düzenli olmak olsun!

Bu nedenle mümkünse odanızda bir iki raftan oluşan bir kitaplık olmalı ve bu kitaplığa ders çalışma malzemelerinizi düzgün şekilde yerleştirmeli, gerektiği anda hemen bulabilmelisiniz.

Sonra odanızda yeteri kadar ışık veren bir ışık olmalı. Bu ışık, ayaklı masa aydınlatması olabileceği gibi bildiğimiz oda ışığı da olabilir. Yalnız önemli olan bu ışığın miktarıdır. Gözü yormayan ışık olan flüoresan ampullerini tercih etmelisiniz. Çalışğınız odadaki ampul flüoresan değilse değiştirebilirsiniz. Eğer flüoresan ise zaten bir sorun yok demektir. Işıkta dikkat edilecek bir başka nokta ise gölgenizin çalışma masasına düşemeyecek açıyla gelmesidir. Eğer çalışırken ışık arkanızdan geliyorsa gölgeniz çalışma masasına düşecektir. Bu durumda hem dikkatiniz dağılacak hem de gözünüz yorulacaktır. Bunu önlemenin yolu ışık kaynağı tavanda ve sabitse masanın yerini değiştirmektir. Eğer ışık kaynağı hareketli ayaklı masa üstü aydınlatması ise bu aydınlatmanın yerini değiştirmektir. Her iki durumda da sağ eliyle yazanlar ışık soldan gelecek şekilde, sol eliyle yazanlar ışık sağdan gelecek şekilde masalarını ayarlamalılar. Işık kaynağı hareketliyse ışığı bu temel kritere göre yer ayarlamalılar. Yoksa Temel gibi yapıp da ışığınız hareketli olduğu hâlde masayı yer değiştirmeye çalışmayın...

İnsan beyninin temel iki besin kaynağı vardır: glikoz ve oksijen. Bu nedenle odanızın havalandırmasına çok dikkat ediniz. Özellikle evde olmadığınız saatlerde pencereyi açarak odanızın havalanmasını ve odaya bol oksijen girmesini sağlamalısınız. Tabii bunu yaparken hırsızları da dikkate alın.

Verimli bir şekilde ders çalışabilme için oda ısısı da çok önemlidir. Isı yüksek olursa gevşer uyursunuz. Az olursa bu sefer de soğukla mücadele etmekten ders çalışmazsınız. Bu nedenle oda sıcaklığı mümkünse 20-25 derece arsında olmalıdır.

Çalışma odasında olması gerekenlere değindikten sonra bir de olmaması gerekenlere bakalım.

İnsan beyninin bir özelliği vardır: Bilim adamlarının söylediğine göre ve çoğumuzun da gözlemleriyle ispatladığı gibi insan aynı anda birçok işi, birden fazla etkinliği bir arada yapabilir. Örneğin maç seyrederken bir yandan da ders çalışabilirsiniz. Ders çalışırken aynı anda sakız çiğneyebilir, bu arada seyrettiğiniz maçta penaltıyı vermeyen hakeme sayabilirsiniz. Bunları yaparken bir taraftan da küçük kardeşinize veya büyük abla ve ağabeyinize lâf yetiştirebilirsiniz. Çayınızı içer, sehpanın üzerindeki çerezden atıştırabilirsiniz. Evet, bunların hepsini bir arada yapabilirsiniz. Hatta anne veya babanızın okul nasıl gidiyor? sorusuna bile cevap verebilirsiniz. Eğer film seyrediyorsanız bütün bunlara ek olarak film kahramanının yaptıklarını sanki kendiniz yapıyormuşçasına hayal de edebilirsiniz. Ama aynı bilim adamları diyorlar ki insan beyni bu kadar etkinliği bir arada yapma yeteneğine sahipken dikkatini sadece ama sadece bir noktaya odaklayabilir. Biz de buna konsantrasyon diyoruz. Dikkat edin, konsantrasyonunuz tamsa ya tamamen maça odaklanmış olursunuz, ya film kahramanın yaşadıklarını yaşamaya başlarsınız ya da sorularla boğuşursunuz. Eğer hayal kuruyorsanız çoktan bulunduğunuz ortamı terk etmişsinizidir. Bunlardan hangisine dikkatinizi yoğunlaştırırsanız sadece o işle ilgili verileri algılarsınız. Bütün enerjiniz o işe odaklanır. Kulağınızın dibinde top atılsa farkında olmazsınız.

Bütün bu bilimsel gerçekler bir tarafta dururken ve sizinde önünüzde başarmak istediğiniz bir sınav veya başarılı olmak istediğiniz bir okul eğitimi varken neden bu konsantrasyon mucizesini ders çalışmada kullanmayasınız ki?

Bu nedenle odanızda mümkünse yatak olmamalı. Yatmak için kullandığınız odada ders çalışmamalısınız ya da çalışma odanızda yatak olmamalı. Çünkü yatağı gördüğünüzde aklınıza uymak gelecektir. Çünkü bilinçaltı yatağın uyuma aracı olduğunu size hatırlatır. Siz de farkında olarak veya olmayarak konsantrasyonunuzu bozabilirsiniz. Bu nedenle kesinlikle yatak, kanepe gibi daha çok dinlenirken kullanılan araç gereçlerin yanında çalışmamalısınız veya çalışma odanızda bunlar olmamalı.

Eğer en küçük gürültüden bile etkileniyorsanız, ders çalışmaya yoğunlaşmakta sorun yaşıyorsanız odanızda televizyon, müzik seti, bilgisayar ve telefon gibi araçlar da olmamalı ya da çalışır durumda olmamalı. Bu saydıklarımın başka olumsuz etkileri de vardır: Televizyonu gördüğünüzde tiryakisi olduğunuz dizi, bilgisayarı gördüğünüzde de aklınıza “chat yapmak” gelebilir. CD’lerden falan ders çalışmanız için bilgisayar gerekirse odanıza bilgisayarı yine getirmeyin, gidin bilgisayarın bulunduğu yerde çalışın. İyi niyetle odanıza bilgisayarı getirirsiniz, sonra da hiç hesap etmediğiniz sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Eğer bilgisayar bağımlılığınız yoksa ve plânlı olarak çalışabiliyorsanız, bilgisayarınızın çalışma odanızda olmasında herhangi bir mahsur yoktur; çünkü bu durumda bilgisayara sadece plânınızdaki kadar vakit ayırmış olacaksınız... Aynı durum diğer araçlar için de geçerlidir. Yani her şey sizin etkilenip etkilenmeme durumunuzla iradenize bağlı. İradeniz güçlüyse, konsantrasyonu sağlayabiliyorsanız, isteğiniz ortamda ders çalışmaya yoğunlaşabiliyorsanız yanınızda bu tür araçların bulunması hiç önemli değildir.

Müzik dinlemek bir ihtiyaçtır ama ders çalışırken müzik dinlemek konsantrasyonu bozabilir. Bir insan hem müzik dinleyebilir hem de ders çalışabilir ama sadece birine odaklanır. Ders çalışmaya odaklandıysanız müziği zaten duymazsınız. Ders çalışmaya odaklanamadıysanız o zaman müziği kapatmalısınız. Her iki durumda da yanınızda müzik çalar çalışır durumda olmamalı. Ders çalışırken müzik beni dinlendiriyor, iddiası bu yüzden bilimsel ve doğru değildir. Ama müzikle öğrenme yöntemleri olduğu da bir gerçektir. Fakat gerçek bu konumuzun dışındadır.

Günümüz gençliğinin en çok kullandığı araçlardan biri de telefonlardır. Hele cep telefonları çıktıktan sonra yürüyen konuşur makineler olduk. Konuşuyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz... Dinlemek yok. Konuşacak bu kadar şeyi nereden buluyorsunuz, derken bile konuşuyoruz... Oysa başarılı olmak için verimli çalışmak gerekir. Verimli bir çalışma gerçekleştirmek için de bütün dikkatin derste olması gerekir. İkide bir telefon çalan odada bütün dikkatin derse toplanması mümkün değildir. Hem telefona cevap vermek ayrı bir derttir. Programınız da bozulur, konsantrasyonunuz da... Yani telefon, verimli bir çalışma gerçekleştirmenizi engeller. En iyisi mi siz telefonun olmadığı bir odada çalışın. Çalışmanızı olumsuz etkilediğini bizzat yaşayarak fark ettiğiniz araçlara ders dışında vakit ayırın. Hatta bunu plânınıza da alın. Yoksa bunlara hiç yaklaşmayın demiyoruz. Yanlış anlaşılmasın. Sadece verimli bir çalışma gerçekleştirilebilmesi için plânlı bir yaklaşımın benimsenmesini savunuyoruz, başka bir şeyi değil...

Odanız sizin özgürlük alanınızdır. İstediğiniz gibi kullanabilir, dizayn edebilirsiniz. İstediğiniz takımın, sanatçının posterini duvarlarınıza yapıştırabilir; sevdiğiniz bir manzara resmiyle odanız süsleyebilirsiniz. Hayalinizdeki bir yeri de duvarlarınıza büyükçe bir resim olarak asabilirsiniz. Hatta hayalinizdeki okulun resmini bile çalışma odanızın duvarlarına güzelce yapıştırabilirsiniz. Ama bu resimler ve posterler sizi ders çalışmadan uzaklaştırıyorsa, sık sık bakıp, ah şimdi şurada olmak vardı, deyip hayallere dalmanıza neden oluyorsa, ki olacağından şüpheniz olmasın, en azından sınav sonrasına kadar duvarlarınızdaki bütün resim ve posterleri sökün. Duvarlarınızda sadece hedefinizi belirten yazılar, sizi motive edecek sözler ve çalışma programınız olabilir.

Buraya kadar ideal bir çalışma ortamını anlattım. Bir kısmınız belki de çoğunuz böyle imkânlara sahip olmayabilirsiniz. Önemli değil. Önemli olan verimli bir çalışma gerçekleştirme isteğidir. Bu istek olduktan sonra sorun yok. Daha doğrusu her soruna çözüm bulunabilir. Eğer özel bir çalışma odanız yoksa evdeki mevcut odalardan birinde kendinize bir çalışma köşesi oluşturabilirsiniz. Bir masa varsa bu masanın örtüsünü değiştirin. Bunu o masada ders çalışmaya her başladığınızda yapın. O masa yemek masası olsa bile her defasında o masanın örtüsünü değiştirmeniz zamanla bilinçaltınıza orasının sizin çalışma mekânınız olduğu gerçeğini işleyecektir. Bu eylemi sürekli yaparsanız bir süre sonra o örtüyü masaya koyduğunuzda aklınıza ders çalışma gelecektir. Eğer bir masanız bile yoksa aynı işi bir sehpayla da yapabilirsiniz. Sehpa da yoksa örtüyü uygun bir köşeye yere serin ve yerde çalışın. Örtünüz de yoksa örtünüz olduğunu hayal edin. Yeter ki çalışmada gözünüz olsun, çalışmada gözünüz olmadıktan sonra en mükemmel ortamlar bile olsa mazeretleriniz bitmez... Çalışamazsınız...

Burada hiperaktifler için ayrı bir parantez açma ihtiyacı hissediyorum. Hiperaktif öğrenciler dikkat sorunu yaşamalarına rağmen gariptir ki diğer öğrencilerden farklı olarak her türlü ortamda ders çalışmaya yoğunlaşabilirler. Onlar uzun süre yerlerinde oturamazlar. Hareketi, kalabalığı ve konuşmayı severler. Çalışırken bile elleri dursa ayakları durmaz, ayakları dursa dilleri durmaz. Hepsi dursa durdukları yerde sallanırlar. Hatta hiperaktif oldukları hâlde öğretmenlerce keşfedilemeyen pek çok öğrenci, bu yüzden eğitim kurumlarında pek çok zorlukla karşılaşmaktadır. Çünkü onlar sürekli hareket hâlindedirler. Bu tip öğrenciler etraftaki gürültüden pek etkilenmezler. Bizzat kendileri de bu gürültünün kaynağı olabilirler. Bu nedenle her türlü ortamı çalışma adına değerlendirebilirler.

Aslında mükemmel bir çalışma ortamı kolay kolay bulunmaz. Gerek doğal, gerekse teknolojik etkenlerden dolayı etrafta sürekli ses, gürültü türünden öğrencileri etkileyebilecek durumlar olabilir. Zaten sınavlar da okullarda yapılmaktadır. Okulların bulundukları yerler ise şehir dışlarında değildir. Bizim okullarımız genelde şehir içindedir. Bu durumda her türlü ortamda çalışmaya öğrenci kendini alıştırmalıdır. Bunun için konsantrasyonun gücünü kullanabilirsiniz. Konsantrasyon gücünün nasıl kullanılacağını ileriki sayfalarımızda göreceğiz.

Kısacası her öğrenci her türlü çalışmayı her türlü ortamda gerçekleştirmeyi öğrenmelidir. Yoğun bir konsantrasyonla bu mümkündür. Okulda, arkadaşlarla grup çalışmasında, dershanede, etütte, sokakta, metroda, durakta, otobüste... her yerde. Amerika’da insanların tuvalette bile kitap okuduklarını bir büyükelçinin internette yayınladığı makalesinde okumuştum. Yani eloğlu helâyı bile öğrenmek için değerlendiriyor. Nerede kalmış mükemmel ders çalışma odaları! Siz çalışmak istedikten sonra her yer sizin için bir çalışma mekânı oluverir. Gönüller bir olduktan sonra...

 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Siten:
Mesajınız:
dostumvar anasayfa => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=